Cinsellik biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel, geleneksel, ahlaki, dini, antropolojik, politik ve ekonomik boyutları olan karmaşık bir bütün. Bu nedenle, cinsel sorunu olan birisine yaklaşımın da bu farklı bakış açılarını içinde
barındırması gerekiyor:
Biyolojik açı:Cinsellik temel bir içgüdü. Cinsel işlevler, bedenin ürettiği 30’u aşkın hormon ve kimyasal maddenin karıştığı ve tüm bedenin katıldığı bir süreç. Bu nedenle, sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için sağlıklı işleyen bir beden “olmazsa olmaz” bir kural. Cinsel yaşamda sorunlar yaşandığında da ilk bakılması gereken yer fiziksel sağlığın düzeyi.
Psikolojik açı:Sağlıklı işleyen bir beden, cinselliği sağlıklı bir şekilde yaşayabilmek için gerekli altyapıyı sağlar. Ancak, o cinselliğin nasıl yaşanacağını, kiminle yaşanacağını, ne zaman, nerede ve nasıl olacağını, nasıl uyarılıp, nasıl doyuma ulaşılacağını belirleyen insanın hayal dünyası, bilinçdışı ve psikolojisidir.
Sosyokültürel açı:Kişinin yetiştiği ve içinde yaşadığı aile, yakın çevre, gelenekler, dini inançlar, ahlaki tutumlar, psikolojik ve biyolojik bir neden olmaksızın, tek başına cinsel işlev bozukluklarına yol açabiliyor. Çünkü kişinin iç dünyasını belirleyen öğelerdir bunlar.
Kısacası, cinsel sorun ya da cinsel işlev bozukluğu yaşayanlarda kullanılacak her türlü tedavi yaklaşımının bu üç temel unsuru içermesi gerekiyor. Yalnızca tıbbi bir yaklaşım getirmek yeterli olmadığı gibi, yalnızca
psikolojik ya da sosyokültürel yaklaşım da yeterli değil. Çünkü herbiri karşılıklı etkileşim içinde ve modern cinsel tedavilerin bu üç yaklaşımı dikkate alması gerekiyor.
KAYNAK: CETAD, “CİNSEL YAŞAM VE SORUNLARI” Dosya Özeti
UZM. DR. ALİ ALGIN KÖŞKDERE LİNE TV'DE HER PERŞEMBE SAAT 1330-1430’DA “KAPSAMA ALANI”NDA PSİKİYATRİNİN VE PSİKOLOJİNİN FARKLI KONULARINI ELE ALDI.