BOLLAS'IN "ÖLÜ ANNE VE ÖLÜ ÇOCUK" MAKALESİ ÜZERİNE
Bollas bu makalesinde[1] Antonio adını verdiği bir olgunun analiz öyküsünü anlatır. Antonio iş yaşamında tekrarlayan bir örüntü sergiler: başlangıçta son derece umut vaat eden, idealize edilen bir çalışan olur; ardından görünür bir dış neden olmaksızın geri çekilir, küskünleşir ve nihayetinde işverenin hayal kırıklığı ve çaresizliği eşliğinde işten ayrılır ya da çıkarılır. Duygusal ilişkilerinde de benzer bir örüntü görülür. İlişkiler çoğunlukla yoğun bir yakınlık ve umutla başlar; karşı tarafla güçlü bir bağ kurulmuşken Antonio bir anda içsel olarak kopar, duygusal olarak geri çekilir ve çoğu zaman hiçbir açıklama yapmadan ilişkiyi sonlandırır. Bu ani kopuşlar, karşı taraf için yıkıcı ve anlaşılmazdır; Antonio ise bu ayrılıkları çoğu zaman ?hiçbir şey olmadı? şeklinde yaşar.
Antonio, beş çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur. Yaşamının ilk dört yılını Sicilya?da, geniş aileyle iç içe, canlı ve sosyal bir ortamda geçirir. Babası saygı gören bir iş sahibidir; anne sıcak, çevrili ve duygusal olarak mevcuttur. İngiltere?ye göçle birlikte bu dünya çöker: baba statüsünü ve neşesini kaybeder, anne hamilelik ve göçün kederiyle derin bir depresyona girer ve çocuklardan duygusal olarak çekilir. Antonio için o dönemde erkek kardeşin doğumu, annesinin kendisinden çekilişinin somut simgesi olur. Bu kıskançlık, açık düşmanlık ya da davranışsal saldırganlık biçiminde değil; sessiz, uzun süreli bir küskünlüğe çekilme şeklinde örgütlenir.
Taklit: Bir İnkorporasyon Tekniği
Antonio bir gün seansta Bollas?ın söylediklerini tekrar ederek seansı geçirir. Bollas bu duruma şaşırır ve analiz boyunca bu durumun dinamiklerini araştırır. Seansı şöyle anlatır:
?Bir gün çok sakin bir şekilde oturdu ve gözlerini kırpmadan bana baktı. Beş dakika kadar bekledim ve sonra ?Şey??? dedim; o da ?Şey??? diye yanıtladı. Yanlış anlaşıldığımı düşünerek ?Aklına ne geliyor?? dedim; ?Aklına ne geliyor? diye yanıtladı. Düz, boş bir yankıydı. Şaşkınlıkla ?Pardon?? dedim; ?Pardon? dedi. Oldukça kafam karışmıştı. Ne olup bittiğine inanmak zordu. Başka bir soru sordum, onu da tekrarladı; sonra herhangi bir nedenle beni yankıladığını söyledim. Bu yorumu da tekrarladı. Daha önce hiçbir hastayla böyle bir şey yaşamamıştım ve nasıl ilerleyeceğimi bilmiyordum. Seansın büyük bölümünde sessiz kaldım, yalnızca zaman zaman davranışına dikkat çektim ve seansın sonlarına doğru niyetinin ne olduğunu bilmediğimi, ancak beni analitik konumumdan düşürmeye, onunla ve kendisiyle alay etmeye çalıştığını ve kendisinin içinde alaycı ve rahatsız edici bir şeyin ortaya çıktığını düşündüğümü söyledim. Yorumum karanlıkta atılmış bir bıçak gibiydi. Gerçekten ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Deneyim, iletişimin ölümü gibiydi; o canlıydı ve yanımdaydı, ama ilişki kurma ruhu sanki söndürülmüştü. Anlamını kavrayamadığımı biliyordum.?
Bollas, bu seansta sanki travmatize olmuştur. Bir terapist için kâbus olabilecek bir seans yaşamış ve ne kadar zorlandığını ifade edebilmiştir. Bu yaşadıklarının anlamını Green?de bulur. Green?den alıntı yaparak annenin ruhsal olarak geri çekilmesi ile çocuğun taklit mekanizmasını kullanmasını açıklar:
?Green; anne, canlı anneliğini aniden yitirdiğinde, çocuk ondan yatırımı geri çeker ve onarım yerine onun ?taklidini? koyar, der. Bu taklidin amacı, ?artık sahip olunamayan nesneye, ona benzemekle değil, nesnenin kendisi olarak sahip olmaktır? (Green, 1983, s. 151). Antonio, seansta beni ani ve tuhaf bir taklit yoluyla sahiplendi; bu, analizin çok erken bir döneminde gerçekleştiği için anlamam mümkün olmadı ve böylece aktarım niyetini yerine getirdi?beni, anlamı olmayan bir şeyi deneyimlemeyle şoke etmek; bu, Green?in, kendiliği anlamsızlığıyla yaralayan eylem kuramına karşılık gelir.?
Taklit, ilkel bir savunma olduğu için seanstaki bir gerileme anına tanık oluruz. Taklit, hastanın Bollas olması aracılığıyla Bollas?ı inkorpore etme isteğini ve ihtiyacını da gösterir. Taklit ve inkorporasyon özdeşleşmenin ilk aşamalarındandır. Antonio, Bollas?ın ona libido yatırımı yapmasını sağlar ve ardından bu yatırımı boşa çıkartır.
?Önceki gözlemlerime dayanarak, beni yoğun duygularla yüklü, anlamlı bir yola soktuğunu, ancak anlatıyı kritik anlarda durdurarak ilgimi artırmak ve ardından bunu boşa çıkarmak istediğini söylediğimde bunu kabul etti. Bir uyum oluştuğunda aniden bir şeylerin değiştiğini ya da bir şeyin değişmiş gibi göründüğünü söyledim.?
Bu ani değişimler, aktarımın içinden libido yatırımının yükseldiği, yakınlaşmanın arttığı ve ardından ne olduğunun anlaşılamadığı bir kopuş deneyimi olarak tekrar ediyordu.
?Yeni durumlara doğar gibi girdiğini ve anneyle iyi bir balayı yaşadığını, ancak bu dönem sona erdiğinde öfkesini kendisine yönelterek ifade ettiğini söyledim. Bu yanını görmüş olmamın onda bir rahatlama yarattığını ve seanslarda onu yüzleştirdiğimde sık sık gülmesinin nedenlerinden birinin de bu olduğunu söyledim: görülmüş olmak rahatlatıcıydı.?
İlgi İsteği Olarak Paranoya
Bollas, yukarıdaki yakınlaşıp uzaklaşmalar gibi paranoid düşüncelerin de kökenlerini araştırır. Hastanın ilgi görme ihtiyacının paranoid düşünceler biçiminde ortaya çıktığını saptar:
“Paranoid dü?ünceleri ne kadar rahats?z edici olursa olsun, bunlar?n yine de yat??t?rmaya yönelik ba?ar?s?z çabalar oldu?unu söyledim: ilgi nesnesi olmaya ihtiyac? vard?, bu ilgi i?renç bile olsa. Zamanla, gördükleri ki?inin—asl?nda sakatlanm?? kendilik parças? oldu?unu, hiç bak?m görmedi?ini hissetti?i ve ilgiye muhtaç olan bu parça oldu?unu söyledim. Y?llard?r bana ve i?verenlere bu yan?n? sundu?unu, ancak kimsenin bununla ne yapaca??n? bilemedi?ini belirttim.
Bollas hem bu dinami?i hem de bu dinamikteki çocu?un kendili?ini yorumlar:
Antonio, depresif ve o dönemde intikamc? gibi görünen, sevgisini ifade etmeyi bilmeyen ve her ?eyi ek?iten çocu?a dair yorumlar?mdan rahatlama buldu.”
Bu rahatlamalar, yorumlar?n do?rudan do?ruya çekirde?e temas etmesinden de?il, ona dü?ünmeye yarayan bir yap? sunulmas?ndan kaynaklan?r:
“Birçok yorumum onun umutsuzlu?unun çekirde?inden uzaktayd?; yine de neden i?e yarad?klar?n? dü?ünmek ilginçtir. Gerçek ac?n?n nedenini gözden kaç?rm?? olsalar bile, bu yorumlar ona bilinçd??? olarak daha derin umutsuzluk kaynaklar?n? yans?taca?? aç?klay?c? bir yap? sundu; bu yap? arac?l???yla kendisini yeniden dü?ünebildi ve gerçek bir rahatlama elde etti. Oysa gerçekte, s?radan dü?ünmeden tuhaf zihinsel durumlara geçi?, d??ar?dan gelen bir ?ey gibi onun üzerine çöküyordu—sanki bir virüs kapm?? gibiydi. Ben o anda zihninde de?i?iyor gibi görünen duruma, zihinsel içeriklere odakland?m. Bu içerikler analiz içinde elbette büyük ilgi ve kayg? uyand?r?yordu ve o günkü kayg? ya da depresyon durumlar?n? aç??a ç?kar?yordu.
Bu dü?üncelerin kendilerinden öte bir anlam ta??yabilece?i fikri, dedi?ime göre, onun kendini cezaland?ran bir evrende görme arzusunu bozuyordu.”
Travman?n Yaratt??? ?a?k?nl?k
Travma ile çal???rken analistin ya?ant?s? ve kar?? aktar?mda deneyimledikleri önemlidir. Çünkü travma deneyimi hastan?n zihninde yaratt??? da??lma ve ?ok duygusuyla i?lenemez niteliktedir. Bu haliyle tan?mlanamaz bir biçimde kalabilir ve seans içinde terapiste at?labilir. Bu yüzden seans s?ras?nda terapistin hissettikleri ve akl?na gelen imgeler hastadan etrafa saç?l?p da??lan parçalar?n izlerini ta??tabilirler. Antonio’da sanki ya?ad??? travmatik göç ve karde? do?umu kar??s?ndaki ?a?k?nl???n? Bollas’a atmaktad?r.
“Ço?u zaman oldu?u gibi, analistin kar?? aktar?m?n?n, hastan?n sundu?u altta yatan hakikatlere ili?kin klinik bir karar vermede yard?mc? olabilece?ini gördüm. Antonio’nun ?iddet dü?ünceleri beni korkutmuyordu; beni ?a??rt?yordu. Garip bir ?ekilde patlay?c? ve yerinden ç?km?? hissediyordum. Bu duygunun, onun kendi deneyimini yans?tabilece?ini dü?ündüm: sanki bunlar, obsesif hastalarda oldu?u gibi, kendili?inden gelen zorlay?c? dü?üncelerdi. Ancak Antonio sevimli biriydi ve bunu da, bilinçd??? ba?kas?na duydu?u sevginin bir göstergesi olarak ald?m. Ayr?ca gerçekten i?birlikçiydi ve analitik yorumlarla gerçek bir rahatlama ya??yordu; bu da bana, dü?ündü?üm kadar?yla, onun olmas? gerekti?i kadar hasta olmad???n? gösteriyordu.”
?çeri Zorla Giren Tasar?m Olarak Travma
Bu makalede Bollas’?n özgün katk?lar?ndan birisi “içeri zorla giren tasar?m” kavram?d?r. Bu haliyle travma içeri zorla girerek ya yabanc? bir cisim gibi kal?r ya kendili?i parçalar ya da kendili?i da??t?r.
“Geriye dönüp bakt???mda, bunu farkl? ifade edebilirim: ta??d??? hastal?k ba?ka bir yerden geliyordu; bu içe yans?t?lm?? bir tasar?m (introject) de?il, içeri sokulmu? bir tasar?md? (interject) idi. Interject, iç dünyaya ya ebeveynin yans?tmal? özde?imi yoluyla kendili?e sokulan ya da gerçe?in kendisinden gelen ve kendili?i ihlal eden bir travma nedeniyle giren (ya da her ikisiyle) bir iç nesnedir. Introject ise her zaman kendili?in bir ihtiyac?n? ya da arzusunu ifade eder—zaman içindeki kendilik durumlar?n?n ini? ç?k??lar?n? yans?tan karma??k bir iç örgütlenmedir —oysa interject, kendili?in dili içine “d??ar?n?n” zorlay?c? bir giri?idir. Tereddüt, belirsizlik, bo?luk ve sersemlik gibi farkl? durumlar, anlam?n bilinçd??? bir i?areti olmayan—yaln?zca kendili?in içinde “oturan” — interject’in varl???n? yans?t?r; dü?ünce ya da davran?? nöbetleriyle s?n?rland?r?lm?? bir içerik ta??r. O s?rada bildi?im tek ?ey, onu anlamam?n eksik oldu?uydu. Zorlaman?n anlam? yoktu; beklemem gerekiyordu.”
Sahneye Konan Travma
?çeri giren yabanc? bir cisim olarak travma deneyimi ve bu deneyimle etkinle?en kendilik ve nesne ili?kisi ya benlik onu an?msayana kadar uykuda kal?r ya da sürekli uyan?k ve hareketli bir biçimde sahneye konur:
“Kötü bir dü?ünce akl?ndan geçerse, onu bir biçimde bir kenara atabiliyor ya da yak?nda gelecek bir uzun metraj?n fragman?na dönü?türebiliyor; kendili?ini, projeksiyon görüntülerini daha iyi görmek için ???klar? k?san bir sinema gibi karartabiliyordu.
Bir tür dramatist olmu?tu. Erken ya?am?n?n dramatizasyonunun, an?msama biçiminde bir histerik eylem oldu?unu söylemek do?ru olmaz; ama bu sinematografisini tiyatro olarak adland?rmak, kavray???m?za dolayl? biçimde uygundur. ?sterse bir film sahnelemek için projektör ve perdeyle haz?r bekleyen giri?imci bir kendilik parças? vard?. Di?er yar?s?—masum olan—bu kendilikten habersizdi; bu yüzden kendisinin öteki yan?n?n geli?iyle rutin olarak ?oke oluyor, sars?lm?? ve kederli kal?yordu.”
Bollas bu sahneleni?i, iki a?amaya ay?r?r:
“Sars?c? olay?n geli?i (dü?üncelerin kendisi) ve bu geli?in kendilik üzerindeki etkisi (kötülük duygusu yaratmas?).”
Kötü Kendilik ve Kötü Nesneler
Bollas, libido ve agresyon yüklü kendilik parçalar?n?n bölünmesini aç?klar. Umudu vard? ve görülebilece?i bir ili?ki yaratabiliyordu ama her umut ve görülme ard?ndan y?k?c?l?k ile umutsuzluk ve gözden kaybolma ortaya ç?k?yordu. Nefret yükü, anne-baba tasar?mlar?n? da kötüle?tirmi?ti. Erken ya?ta çocu?un anne-babas?na duydu?u nefrete ve mazo?izme saplanmas?n? “?st?rap verici bir cehennem” içinde kalmak olarak tan?mlar. Çocuk kendisini bu ?st?rab?n etraf?nda kapat?r ve zulmedici nesneler üretir. Bundaki ba?ar?s? yüzünden ?izoid bir dünyada hapis kalm??t?.
“Erken çocuklu?unda—karde?inin geli?iyle yo?unla?an k?skançl?k nedeniyle—nefretinin artt???n? ve zihinsel içeriklerinin çok erken dönemde a??r? derecede ?iddetli hâle gelmi? olabilece?ini aç?kça merak ettim. (Burada, çocu?un y?k?c? duygular?n?n ve dü?üncelerinin çok erken fark?na vard??? bir tür erken benlik geli?imini dü?ünüyordum; onun durumunda yakla??k dört ya??ndan itibaren.)
Erken çocuklukta, onar?c? ve sevgi dolu bir kendilik ile nefret eden ve ?iddet içeren kendilik aras?nda bir yar?lma oldu?unu varsaymak zor de?ildi. Nefretindeki art?? çok fazla y?k?c? dü?ünceye yol açm??, bu da ona çocukken kötü oldu?u fikrini telkin etmi?ti; bu fikre teslim olmu?tu. Ebeveynleri iyi insanlar oldu?undan ve ellerinde ciddi bir istismar ya?amad???ndan, nefreti, onlarda, karde?lerinde ve kendisinde iyi olan her ?eye yönelik y?k?c? bir k?skançl?kla birle?mi?ti; ba?kalar?na ve kendisine yönelik sevgi duygular?n? ac?mas?zca ortadan kald?r?yordu.
Geli?meyi hak etmedi?ine inan?yor ve her yeni i?e ba?lad???nda ya da yeni bir ili?kiye girdi?inde, ya?am sahnesini karanl?k bir kötücüllükle gölgeleyerek kendisini bir Richard III’e dönü?türüyordu. Oysa gerçekte, i?verenlerden birinin yapt??? gibi birinin ‘onu görmesini’ umutsuzca istiyordu; benim onunla çal??mamda da bu geçerliydi. Bütün bunlar ona umut veriyordu; fakat terapide bu umut son derece riskliydi ve say?s?z kez bilinçd??? olarak beni haks?z ç?karmaya zorland?. Tekrar tekrar, onun bir canavar oldu?u ve iyi duygular?n?n yaln?zca sahte ve geçici ?eyler oldu?u ortaya ç?k?yordu.”
Yürüyen Ölüler
Bollas, travma ile ya?amlar? biçimlenen ki?ilerin ya?amda ask?da kald?klar?n? ve kültürel olarak bunun yürüyen ölüler olarak tan?mland???n? belirtir. Ki?i ölmemi?tir ama bir hortlak gibi ya?amaya devam eder.
“Olay-travmas?yla örselenmi? ki?iler, k?smen gerçe?in ki?isel olana müdahalesiyle tan?mlanan ask?da bir hâlde ya?arlar; popüler kültürde “yürüyen ölü” figürüne duyulan ilgi—bedenin ölümünden do?al bir olayla (ço?unlukla bir güne? patlamas?, tuhaf bir f?rt?na ya da radyasyon) gömülmeye geçi?i bozulmu? varl?klar—olay kaynakl? travma ile ki?i kaynakl? travma aras?ndaki ayr?m? kan?tlar.
Antonio’nun annesi, hepsinin hayatta kalm?? olmas?yla kasvetli bir gurur duyard?; oysa çocuklar?n her biri, kendi yolunda, var olabilen ama yürüyü?ü ölüm ve depresif bir dönü?ümün kan?t? olan birer “yürüyen ölü”ydü. Dönü?türücü figürler—anne, baba, aile kültürü—travman?n ard?ndan çocuklar? diriltir; fakat bu dönü?üm kaç?n?lmaz olarak kederle doymu?tur. Aile yeniden bir araya getirilirken, olay?n etkisi a??lamaz ve bu, sonraki kendilikleri biçimlendirir.
Antonio kendisini yeniden in?a edilmi? bir çocuk olarak hissediyordu. Aileyi heba eden ta??nma taraf?ndan y?k?lm??t? ve bunun unutulmamas?n? istiyordu. Hat?rlay???, ba?kas?n?n huzurunda kendisini mutasyona u?ratma biçimini ald?: s?radan, sevimli bir ili?ki gibi görünen ?eyi, ba?kas?n? kö?eye s?k??t?ran tuhaf bir patlamaya dönü?türüyordu.”
Mutantlar
Bollas, travma ile parçalan?p da??lan kendili?in yeniden bir araya gelip topland???nda art?k bir mutant oldu?unu ifade eder. Antonio kendini böyle tan?mlam??t?r. Yürüyen ölülerde ve vampirlerdeki ölmeme hali gibi mutantlar?n “olu? halinde”, “varolu?lar?nda” temelden bir de?i?iklik olmu?tur. Bununla beraber, travman?n yaratt??? yo?un çaresizli?e kar?? bir savunma olarak tümgüçlü bir ögeye dü?lemsel olarak mutlaka tutunurlar. Yürüyen ölülerde ve vampirlerde bu “ölmeme” olarak kendini gösterirken X-Men filmlerinde görülebilece?i gibi baz?lar “vah?i kurt” gibi pençelere, baz?lar? “bakarak öldüren” gözlere, baz?lar? “dokunarak donduran” ellere sahip olurlar. Bollas bunu “benli?in mutasyonel kendili?i yerinde tutma” çabas? olarak tan?mlar.
“Y?llar geçtikçe, birlikte çal??t???m baz? hastalar? yeniden dü?ündüm ve onlar?n da kendilerini mutant olarak gördüklerini fark ettim; ani bir de?i?imle dönü?türülmü?, yeni ve grotesk bir tür yarat?lm?? ki?iler olarak… ve bu tür ço?u zaman kal?c? bir de?i?imi de haber veriyordu. Bir ku?aktan di?erine aktar?labilen, gündüzleri mezar ta?lar?n?n alt?nda saklanan vampirler gibi ayr? bir ?rk yaratan bir de?i?im.
Bu ki?iler ço?unlukla ?izoid ki?iliklerdir; ancak ?izofren bireylerin de, içlerinde bir olay taraf?ndan dramatik biçimde de?i?tirildikleri duygusuna tan?kl?k ettiklerini dü?ünüyorum. ?izoid karakter, kendilik mutasyonunun ya?and??? dönemi daha kolay hat?rlar. ?izofren ki?i ise mutasyon an?n? ancak mitolojik biçimde dü?ünebilir; dünya d??? güçleri, gerçek genetik mutasyonlar? ya da çevresel mikroplar? ça??r?r—kendili?i kal?c? olarak de?i?tiren unsurlar olarak.
Yine de her ikisi de, farkl? hâle geldikleri bir mutasyon an?n? hat?rlar; bu an, içinde travma öncesi kendili?i, travmatik olay?, de?i?mi? kendili?i ve Winnicott’un[3] (1954) adland?rd??? biçimiyle “bak?c? kendili?i” bar?nd?r?r. Ki?iliklerinde bir de?i?im ya?ad?klar?n? bilen bu bireyler, yeni karakterlerinin kendi delili?ine dönü?memesi için kendiliklerini bir arada tutacak türden ki?isel bir ebeveynli?e ihtiyaç duyarlar. ?izoid kat?l?k ya da ?izofrenik so?uk alarm, benli?in mutasyonel kendili?i yerinde tutma çabalar?d?r.
Kendilerini psiko-geli?imsel olarak evrilmi? de?il de mutasyonel olarak de?i?mi? hisseden insanlar, bu kader duygusunu etraflar?nda garip bir atmosfer yaratarak iletirler; tuhaf jestler, idiosenkratik hareketler ve zihinsel durumlar?n?n garip sözel ifadeleriyle…”
De?i?imin Anlam?
Bollas, mutasyonel de?i?im ile geli?imsel de?i?im aras?ndaki farklara dikkati çeker:
“Travmayla de?i?mi? birey, bu eksikli?i bir arzu yap?s?na dönü?türür ve bundan böyle kendilik dönü?ümünün ortam? olarak dramatik olaylar? arar. Oysa ruhsall??? do?al olarak geli?mi? bir ki?i, ki?isel tavr?n? (idiom) nesne seçimleri arac?l???yla yayarak, bu ola?anüstü çözülmenin sessiz yönleriyle yoluna devam eder. Böyle biri için analiz; dinginlik, yaln?zl?k, tefekkür, sakin bir zorunluluk, çat??mal? bir yo?unluk ve ince de?i?imlerle, psi?e-soma için gerçek bir yuva gibidir; mutasyonel ruh içinse bu atmosfer Arkadyen’dir (sade, do?al ve dingin) ve bu yüzden de engelleyici gelir.
Bir olay?n travmas?n? ya?am?? olanlar, ki?isel olan? olay?n yap?s?yla ba?ar?yla özde?le?tiremezler; çünkü olay, insanlar içerse bile, salt ruhsal olan?n ötesindedir. Kökensel olabilecek bir öznellik, kendilikte ya da ötekinde yerle?ilebilecek bir alan yoktur. Ki?iyi a?an bir niteliktedir ama insanlarca yarat?lm??t?r. Olay taraf?ndan mutasyona u?ram?? çocuk, bu nedenle, ötekinin varl???na de?il, mutasyonel olayl?l???n do?as?na ba?lan?r. Baz?lar?n?n insanlar aramas? gibi onlar malign olaylar ararlar.”
Travmatize olmu? kendilik, var olu?unu sürdürmenin derdindedir. Böyle birisi terapiyi a??r? sakin ve terapisti a??r? sessiz bulabilir. Kendilik travman?n ya?an?? biçiminde göre bir da??lma halinde oldu?u için h?zla d?? nesnelere da??l?r ve ili?ki bir olaya dönü?ür. Terapist de travmay? deneyimlemek, da??lan parçalar? alg?lay?p yorumlayarak bütünle?tirmek zorundad?r.
Travma ve Travmatik Anne ile Özde?le?me
Bollas, travman?n kendili?i hem “gerçek kendilik ve sahte/mutant kendilik” hem de “ya?amda kalabilen kendilik ve ya?am? tahrip eden bir kendilik” olarak farkl? biçimlerde ikiye böldü?ünü Antonio üzerinden gösterir.
“(Antonio) Ki?isel ili?kilerinde, analizde oldu?u gibi, iyi kendili?in yaratt??? dünyay?, aniden ortaya ç?kan bir mutasyonla parçalar; bu mutasyon, ya?ant?lanan deneyimin iyi huyludan travmati?e dönü?ümünü haber verir. Antonio’nun ya?am?ndaki insanlar, onun taraf?ndan sergilenen ve ak?lda kal?c? bir ba?lang?c?, bir ortas? ve bir sonu olan bir eyleme-vurmalar dizisine katlanmak zorunda kal?rlar. Bu, i?leri ac?la?t?ran bir olaya benzer.”
Bu haliyle Antonio’nun kendili?i, travma yaratan ve parçalay?p da??tan çevre haline gelir.
“Analizin ortalar?na do?ru, Antonio’nun yar?p geçen olayla özde?le?mesine dair kavray???, yeni bir malzemenin kristalle?mesine yol açt?. André Green’in “bo? yas” (blank mourning) olarak adland?rd??? ?eyi (Green, 1983, s. 146) yineleyerek sundu?u bir aktar?m yap?s?n?n içinden ç?kmak istemedi?i aç?k hâle geldi. Bir süredir bu, küsüp geri çekilip benim taraf?mdan yorum yoluyla “kurtar?lmas?n?” beklemesi biçimini alm??t?. Bu kurtarma da kendi ba??na yorumun nesnesi hâline gelmi?ti … o yoksun kalacak, ben onu dönü?türecektim.”
Aktar?m?n böyle bir ili?kiye evrilmesi ve kurtaran?n “tümgüçlü kendilik” de?il de terapist olmas? Antonio’nun “ya?atan çevreye” umudunun artmas?n? gösterebilir. Bu durumun ya?anmas?yla beraber konu?ulabilir ve yorumlanabilir olmas? ve Antonio’nun “i?ten/terapiden ayr?lmamas?” as?l geli?me olmal?d?r.
“… bu yasl? kendilik, canl? sözün öpücü?üyle uyand?r?lmay? bekleyen bir Uyuyan Güzel gibiydi. Bununla birlikte, yap?sal olarak de?i?mesi hiçbir zaman amaçlanmam??t?; çünkü ölü nesne, ya?amla ölüm aras?nda bir romans içinde, varsay?lan her canl? nesne için her zaman bir yem olarak kalacakt?.”
Tabi ki bu geli?melerin içerdi?i sald?rganl?k yorum ve analizin ana konular?ndand?r.
Yeniden Do?mu? Canavar
Bu noktada, mutasyon metaforu yaln?zca betimleyici de?il, yap?sal bir anlam kazan?r.
“Ancak travmatize olmu? ki?i, tavr?ndan (idiom) sürekli olarak ba?ka bir ?eye do?ru radikal bir kayma ya?ar; kendili?i, bir olaydan ve onun yap?s?ndan türemi?tir. Burada ‘yeniden do?mu? bir canavar’ olarak kendili?e özgü özel bir duyum vard?r: öldürülmü?, sonra yeni bir biçimde diriltilmi?, travma taraf?ndan mutasyona u?rat?lm?? ve bu mutasyon yeni suretin bir parças? hâline gelmi?tir.
E?er olay Nachträglichkeit (sonradan etki) ise—Antonio örne?inde annenin ölümünün sonradan ça?r?lmas?—o hâlde ba?ka bir ?eye dönü?mek, annenin ölü bedenine yönelik gizli bir adanm??l?k eylemidir.
Kendilikteki bölünme çocuklu?un çok erken dönemlerinde kurulur. Birey, bir zamanlar var olmu? eski ya da gerçek kendili?e dair bir duyuma sahiptir. Sonra, ko?ullar?n zoruyla türeyen sahte ya da mutant kendilik vard?r.
?çsel ben ile sen aras?ndaki s?radan iç-ruhsal nesne ili?kisi—kendilik ile öteki aras?ndaki temel ili?kisel yap?n?n do?al içselle?tirilmesinden türeyen ili?ki—grotesk bir ikiz taraf?ndan dönü?türülür. Bu ikili ili?kide ben, eski gerçek-kendilik yap?s?n?n bir kal?nt?s?d?r—yani gözlemleyen bilincin yeridir—ama art?k, yeni bir yarat?k olan bir “sen” ile ili?ki içindedir.
Disosiye olmu? bir ben taraf?ndan seyredilen bu yeni yarat?k, kendi kinini ta??r; çünkü insanî hiçbir ötekinin ba?ar?yla yönetemeyece?i ya da onaramayaca?? olaylar?n bilimi taraf?ndan ‘Frankensteinla?t?r?lm??t?r’.”
Bollas bu makalede travmatize olmu? ki?iyi; yürüyen ölü, mutant, Frankenstein gibi benzetmelerle tan?mlar. Yürüyen ölüdür çünkü hareket ediyordur ama ya?ayam?yordur ve ölmüyordur, mutantt?r çünkü özü/DNA’s? de?i?ime u?ram??t?r ve tümgüçlüdür, Frankenstein’d?r çünkü ölü parçalar? vard?r ve bunlar? bir araya getirip hareket edebilmektedir.
Ani Kopu? ve Anlam Kayb?
Bollas yaz?s?n? Green’den bir al?nt? ile tamamlarken özellikle çocuk için ani geli?en ve onun için bir felaket anlam? ta??yan anneden kopu?un alt?n? çizer.
“Green ?öyle yazar:
‘Annenin ani geli?en bir yasla bebe?inden birdenbire kopmas? an?nda psi?ik ya?amda meydana gelen dönü?üm, çocuk taraf?ndan bir felaket olarak ya?an?r; çünkü herhangi bir uyar? i?areti olmaks?z?n sevgi bir darbede yitirilmi?tir.’ (Green, 1983, s. 150)
Antonio’nun aktar?mda bana sundu?u ?ey, çal??mam?z?n ilk y?llar?nda, i?te bu tek darbede gerçekle?en kay?pt?; kendi aç?s?ndan herhangi bir anlaml? duygulan?msal ba?lam olmaks?z?n, uyar?s?z biçimde ortaya ç?kan ani ruh hâli de?i?iklikleri biçiminde tezahür eden bir kay?p.
Green’in savundu?u gibi, ani kopu? felaketi ‘erken bir hayal k?r?kl??? olu?turur ve … sevginin kayb?n?n yan? s?ra anlam?n kayb?n? da beraberinde getirir; çünkü bebek olan biteni aç?klayacak hiçbir ?emaya sahip de?ildir.’ (Green, 1983, s. 150).”
Annenin ruhsal olarak çökü?ü çocuk için anlam veren, anlam ta??yan ve anlaml? olan çevreyi ve ili?kiyi de kaybetmesi demektir.
Bu makalenin pdf biçimindeki haline buray? t?klayarak ula?abilirsiniz.
[1] Bollas, C. (1999) Chapter 4 Dead Mother, Dead Child. The Dead Mother: The Work of André Green 36:89-109.
[2] Green, A. (1983) The dead mother. In On Private Madness, London: Hogarth Press and the Institute of Psychoanalysis, 1986.
[3] Winnicott, D.W. (1954) Metapsychological and clinical aspects of regression within the psycho-analytical set-up. In Collected Papers: Through Paediatrics to Psychoanalysis London: Hogarth Press and the Institute of Psycho-Analysis.