Kanada’da yapılan bir araştırmada kadınların sadece yüzde 1-6’sı vajinismus yaşadığını gösterirken, CETAD Araştırması’na göre Türkiye’de her 10 kadından biri bu sorunu yaşıyor.
Araştırmada “İlk cinsel birleşmeniz ya da birleşmeyi denemeniz sırasında korku, kasılma, acı hissi ya da kaçınma davranışınız nedeniyle cinsel birleşmenin gerçekleşmediği oldu mu?” sorusunu her 100 kadından 54’ü “evet, oldu” diye yanıtlıyor. Araştırmanın bu konudaki bir başka ilginç bulgusu ise “evet” diyen bu kadınların yüzde 17’sinin “Zaman zaman hala bu durumu yaşadığım oluyor” demesi.
Uzmanlara göre bu oran çok yüksek ancak beklenen bir sonuç. Ülkemizde cinsel tedavi merkezlerine başvuran neredeyse her iki kadından birinin vajinismus tedavisi için başvurmasının en temel nedeni ise sorunun bu kadar yaygın olması. Geleneksel tutum, muhafazakar yapı, eğitimsizlik, koruyucu aile yapıları
ve kızlık zarının hala kadının namusu olarak görülüyor olması en önemli nedenler. Nitekim araştırmada, eğitimsiz kadınlar arasındaki oran yüzde 68’lere çıkarken, üniversite mezunlarında yüzde 35’lere düşüyor.
“Vajinanın cinsel birleşmeyi engelleyecek biçimde, yineleyici ya da sürekli olarak istem dışı kasılması” olarak tanımlanan ve bir savunma tepkisi olan Vajinismus, kadınların ancak cinsel birleşme denemesinde bulunmalarıyla ortaya çıkıyor.
Birçok kadın evlilik öncesinde nişanlılarıyla cinsel birleşme denemesinden bilinçsiz olarak kaçınıyor ve bunu ahlaki ya da dini nedenlere bağlıyorlar. Böylece, cinse birleşme denemesini mümkün olduğunca erteliyorlar.
Evlendikten sonra da bir çoğu yorgun olduğu veya başının ağrıdığı gerekçesiylebirleşme denemesini erteliyor.
Vakaların çoğunda, ilk cinsel birleşmesinde korku ve kasılma ortaya çıkınca, birkaç ay içinde cinsel birleşme denemeleri giderek seyreliyor ve cinsel birleşme denemesinde bulunmaksızın “sürtünme” ile boşalma alışkanlığı geliştiriyorlar.
Tedavi arayışı birçok vakada, evlilikten sonraki bir yıl içinde ortaya çıkıyor. Ancak bazı vakalarda 20 yılı bile geçebiliyor. Tedavi arayışı ise çoğunlukla çocuk sahibi olmak isteği veya çevreden gelen “ çocuk yapın” baskısına bağlı oluyor.
Vajinismuslu kadınların kurallara uyan, kızgınlığını dışa vuramayan, sürekli bir kabul ihtiyacı içinde olan “iyi kızlar” olduğu saptanmış durumda. Bu kadınların bir başka özelliği ise genellikle baskıcı ve otoriter
olan babalarının tersi özelliklerini gösteren erkekleri eş olarak seçmeleri. Yani, bu kadınlar genellikle, nazik, kibar ve pasif erkekleri koca olarak seçiyorlar.
KAYNAK: CETAD, “CİNSEL YAŞAM VE SORUNLARI” Dosya Özeti
UZM. DR. ALİ ALGIN KÖŞKDERE LİNE TV'DE HER PERŞEMBE SAAT 1330-1430’DA “KAPSAMA ALANI”NDA PSİKİYATRİNİN VE PSİKOLOJİNİN FARKLI KONULARINI ELE ALDI.